Varoluşçuluk: Özgürlük ve Sorumluluk

Varoluşçuluk, 20. yüzyılın ortalarında Jean-Paul Sartre, Albert Camus, Simone de Beauvoir ve Martin Heidegger gibi düşünürler tarafından geliştirilen felsefe akımıdır. Bu akım, insan özgürlüğünü ve varoluşun anlamını merkeze alır.

Temel İlkeler

“Varoluş, Esans’tan Önce Gelir”

Sartre’ın ünlü sözü, varoluşçuluğun temelidir. Bu ne anlama gelir?

  • Önceden belirlenmiş bir “amaç” veya “kaderimiz” yoktur
  • Önce var oluruz, sonra eylemlerimizle kimliğimizi oluştururuz
  • Kendi değerlerimizi ve anlamlarımızı yaratmak zorundayız

Köşeli Taş Paradox’u

Sartre’ın “Varoluşçuluk Bir Hümanizmdir” eserinde anlattığı ünlü öykü:

Bir öğrenci, annesiyle kalmak mı yoksa Özgür Fransa kuvvetlerine katılmak mı arasında seçim yapmak zorundadır. Hristiyan ahlakı “anne babana iyi davran’ der, ama sadakat de cesaret ister. Hangi kuralı takip etmeli?

Varoluşçu cevap: Kural yoktur. Sen karar verirsin ve sorumluluğu kabul edersin.

Özgürlük ve Sorumluluk

Varoluşçuluk bize iki güçlü hakikat sunar:

  1. Mutlak özgürlük: Her an seçim yapabiliriz
  2. Tam sorumluluk: Seçimlerimizin sonuçlarından tamamen sorumluyuz

Bu düşünceler hem özgürleştirici hem de korkutucudur. Ama kaçış yok - “kendi kendine özgür olduğuna hüküm giymişsin.”

Anlamsızlık ve Absürtlük

Albert Camus, “Absürt” kavramıyla insanın evrenin anlamını arama çabasını anlatır:

  • Evren sessizdir ve anlam sunmaz
  • Biz anlam ararız, evren anlam vermez
  • Bu çelişki “absürt”dür

Camus’ya göre, bu absürtlüğe iki yanıt vardır:

  1. Fiziksel intihar: Çekip gitmek
  2. Felsefi intihar: İnançlı olmak ve absürtü görmezden gelmek
  3. Üçüncü yol: Sisifos gibi itiraf etmek ve yine de direnmek

“Bir insanın en büyük başarıları, hayatına kendisi karar vermesinde, ona hayat vermesinde yatar.” - Albert Camus

Kötü Niyet (Mauvaise Foi)

Sartre, insanların özgürlüklerinden kaçmak için “kötü niyet” kullandığını söyler:

  • Kaderi suçlamak
  • Toplumsal rollerini bahane etmek
  • “Ben böyleyim, değişemem” demek

Bu kaçışlardan vazgeçmek, varoluşçu özgürlüğün ilk adımıdır.

Pratik Uygulamalar

  1. Kendi değerlerini belirle: Toplumun senin için neyin “iyi” olduğunu söylemesine izin verme
  2. Seçimlerine sahip çık: “Yapmak zorundayım” yerine “Seçiyorum” de
  3. Anlam yarat: Hayatın anlamını keşfetmek yerine, yarat
  4. Eyleme odaklan: Düşünmekten çok yapmakla kimlik oluşturulur

Sonuç

Varoluşçuluk bize zor ama özgürleştirici bir hakikat sunar: Hayatımızın mimarı biziz. Ne kadar korkutucu olursa olsun, bu hakikati kabullenmek gerçek özgürlüğün kapısını açar.